CEO’ya “dur” demek!

Ece Bora 

Geçtiğimiz bir ay içinde Türkiye’nin iki büyük şirketi Ülker ve Yaşar Holding’in en üst derece yöneticileri Murat Ülker ve Selim Yaşar sosyal medya üzerinden siyasete karıştılar. Ve beklendiği üzere ikisinin de eylemleri markaları adına hayırlı olmadı.

Reklam kampanyası darbe teşebbüsünü andırmakla suçlanan Ülker CEO’su acelece yazdığı belli ilk twit’inde “bu bir kumpas” diyerek hem suçlamayı kabul edip hem de bütün kurumsal, pazarlama ve ajans ekibini hedef haline getirirken en son kendini İstanbul Ticaret Odası Başkanı ile karşılıklı “Evet” marka yağlarının üzerinden propaganda yaparken buldu! (Planlı ya da değil bilmiyoruz).

İkinci vaka olan Yaşar Holding’te ise bu sefer Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaşar’ın yine twitter üzerinden referandum sonucunda doğru kararı veren Türk halkına şükranlarını sunmasıyla ortalık karıştı. Zira kendi web sitesindeki bilgiye göre gıda sektöründe %39 ile ilk akla gelen marka olan Pınar’a hem müşterilerinden hem de uzun yıllardır sponsoru olduğu Karşıyaka taraftarlarından tepki yağmaya başladı. Bunun üzerine Selim Yaşar twit’i silerken tartışmaya holdingin kurumsal iletişimi “Sayın Selim Yaşar’ın görüşlerinin şahsi görüşleri olduğunu, söz konusu görüşlerin Yaşar Topluluğu ve Yaşar Ailesi’ni temsilen verilmediğini, Topluluğumuzun tüm siyasi görüşlere ve partilere eşit mesafede durduğunu hatırlatmak isteriz” cümlesini zorunlu açıklama olarak paylaşırken özetle patronun söylediği bizi bağlamaz dendi.

Konu keşke bu kadarla kalsaydı… Açıklamalarına ara veremeyen Selim Yaşar sayesinde Karşıyaka’da hayır oylarının yüksekliği, Ankara ile ilişkiler, kulübün borçları vs derken en sonunda “sponsorluk bitiyor mu?” haberleri dolaşmaya başladı… İşin komiği tüm bunlar olurken Türk spor, özellikle de basketbol camiasının ana gündemi olan Panathinaikos – Fenerbahçe maçının arasından sıyrılıp kendinden bahsettirmeyi başardı!

Finalde yayınladığı özür mesajındaki tashih sayısına bakarsak hiçbir iletişimcinin önünden geçmediği belli bu sosyal medya mesajları aklıma ister istemez şunu getirdi: Neden CEO’lara” dur” denmiyor?

Dijital İtibar Yönetimi 
Yukarıdaki iki örnek ve daha fazlası açıkça gösteriyor ki kurumsal itibar yönetiminde en kritik rolü üstlenen liderler, henüz dijital medyanın önemini de tehlikesini de yeterince kavrayamadı. Ya korkup hiç bulaşmıyorlar ve çok etkili bir iletişim kanalı kapalı kalıyor. Ya da markalarının sosyal medya hesap yönetimleri için milyonlarca lira ödeyen yapılar söz konusu şirketin kurucusu, yönetim kurulu başkanı ya da CEO’su olduğunda o kadar atıl ya da dokunamaz oluyorlar ki onulmaz iletişim krizlerinin ardı arkası kesilmiyor. Elbette çok iyi yönetilen lider hesapları da var. O ayrı yazının konusu…

Çeşitli araştırmalara göre kurum itibarının yarısını temsil eden CEO’lar bu ana fikirden hareketle o itibarı yerle bir de edebiliyorlar. Dolayısıyla Yaşar Holding’in kişisel görüşü kurumu bağlamaz fikri bildiğiniz havada asılı duruyor.

Gelelim ne yapmak lazım meselesine… Kurumsal iletişim ekipleri ve iletişim profesyonelleri tam da bu gibi durumlar için elzem. Liderin profili, iletişim stratejisi, bu stratejiye uygun mecra seçimi ve mesaj oluşturma sorsanız herkesin bildiği kavramlar. Ve ancak iş özellikle dijitale gelince mecranın dinamiğinden bihaber ellerde sonuç  ortada.

Sevgili iletişimci dostlar bir adım öne çıkmanızın vakti gelmedi mi? Sizin işiniz masa düzeni ya da pantonenin tutmasından çok daha ileride. Kurumunuz ve liderinizin itibarı sizin elinizde. Lütfen sesinizi gür çıkarın zira iletişimcinin “hayır” da diyebileni makbul. Başka türlüsü değil.

Bir Cevap Yazın